Friday, December 30, 2016

Minik Tohum / 4+ yaş

Mevsimlerden sonbahar.
Güçlü bir rüzgar çiçek tohumlarını yükseklere savurur, uzaklara taşır. Tohumlardan bir tanesi, küçük, hepsinden çok daha küçüktür. 

Aç Tırtıl kitabının yazarı ve ilustratörü Eric Carle'ın diğer çok sevdiğim bir eseri. Mevsimler değiştikçe minik bir tohumun başına gelenleri anlatan, tohumu her sayfada aramamızı sağlayacak kadar sürükleyici bir hikaye. Sorduğu sorular ile merakı fiştekliyor; "Peki tüm bu tohumlar nereye gitmekteler?"

Kör göze parmak şeklinde çocuklara hayat dersi vermeye çalışan hikayelere resmen illet olurum. Ama böyle dersler hikayenin içine ustaca yerleştirildiğinde ise hayranlığım on kat artıyor. Eric Carle bunu her sayfada, her cümlede başarabilen bir yazar. "Tohumlardan biri dierlerinden daha yükseğe, daha yukarıya çıkar. Öyle yüksekten uçar ki güneşin sıcak ışınları tohumu yakıp yok eder". 

Masalın kahramanı minik tohum gerçekten de çok miniktir. Birçok kere sadece minik olduğu için başı derde girmez ve paçayı kurtarır. Ve tabi ki sonunda koskocaman, bugüne kadar görülmüş en uzun boylu çiçeğe dönüşür. 

Hikaye bir döngü içinde sona eriyor. Çiçek kışın gelmesi ile soluyor, tohumları rüzgara savruluyor ve herşey baştan başlıyor :) 

Yapılacak aktiviteler şunlar olabilir;

  • Kitabı okumak için en uygun mevsim bence bahar. Bir avuç tohum alıp çocuğunuzla çiçek ekmek için güzel bir fırsat da yaratırsınız. 
  • Mevsimleri öğretmek için kullanabilirsiniz. 
  • Her bir mevsimin resmini çizebilir, kendi minik tohumunuzun hikayesini yazabilirsiniz. 
  • Kışın okuyarsanız bir kozalak alıp içinden tohumunu çıkartıp bahar mevsiminde dikmek üzere kurutabilirsiniz. 
Keyifli okumalar. 
Idefic linki burada
0

Sunday, May 15, 2016

Lütfen Dinozora Binmeyiniz / 7+ yaş

¨Londra bizim ana caddeden büyük mü?¨ diye sordu Jeremy James.
¨Çok daha büyük¨dedi Baba
¨Ne kadar daha büyük?¨diye sordu Jeremy James.
¨Çooook daha büyük¨dedi baba. ¨Filin yanında peynir neyse, bizim ana cadde de Londra'nın yanında o işte¨

"Lütfen Dinozora Binmeyiniz" Jeremy James ve babasının Londra'da geçirdikleri üç günü anlatan bir kitap. Başlarından geçen olaylar bir yandan herkesin başına gelebilecek kadar sıradan, diğer bir yandan da kulaklarınızı dört açacağınız kadar farklı ve enteresan. Hem güvercinlere yem verip, müzelere gidiyorlar, hem de Başbakan'la tanışıp, Parlamento'yu ziyaret ediyorlar. 

Sıradan bir gezi esnasında başına birçok heyecanlı olay gelen Jeremy'nin hikayesi sürükleyici ve biraz da komik. Hatta bir çocuk kitabında görmeye alışkın olmadığımız kadar politik de. 


¨Bak!¨dedi baba. ¨İşte bu Başbakan!¨Bütün grup birden babayla Jeremy James'in yanında durdu. Ağzından başka bir yeri gülümsemeyen başbakan, eğilerek Jeremy James'e ismini sordu. ¨Jeremy James¨dedi Jeremy James¨Benim kim olduğumu biliyor musun, Jeremy James?¨diye sordu Başbakan. ¨Başbatansınız¨dedi Jeremy James¨Başbakan¨diye düzeltti Başbakan ¨Aferin! Ne akıllı çocuksun sen. Seçimde bana oy verecek misin bakayım?¨Jeremy James seçimin ne olduğunu bilmiyordu ancak Başbakan'ın yüzündeki ifadeden, bu soruya evet diye yanıtlaması gerektiği anlaşılıyordu. ¨Hayır¨dedi Jeremy James. 

Gündelik hayatın içinde geçen bu tip hikayeleri çok dinlendirici buluyorum. Başka birinin başına gelen olaylar üzerinden dünyayı keşfetmemize fırsat tanıyor, ben olsam ne yapardım dememize sebep veriyor.  

Lütfen Dinozora binmeyiniz kitabının yazarı David Henry Wilson, illüstrasyon Axel Scheffler. Jeremy James'in maceralarının altıncısı. İletişim yayınlarından çıkan bu serinin diğerlerini de biran önce sipariş vereceğim.

Jeremy James'i okuduktan sonra önerebileceğim bazı aktiviteler şunlar olur;
- Ailenizle birlikte Başbakan'a veya Belediye Başkanınıza bir mektup yazıp, merak ettiğiniz veya gerçekleşmesini istediğiniz taleplerinizi dile getirebilirsiniz. 
- Ailecek bir müze gezisi planlayabilirsiniz
- Kuşlara yemek verebilirsiniz. (kuru ekmek de severler) 

Idefix linki BURADA
0

Monday, May 9, 2016

Uyumak isteyen tavşan / 3+ yaş

Şimdi sana çok uykunu getirecek bir hikaye okuyacağım; bazıları hikaye başlar başlamaz uykuya dalarken, bazıları da sen rüyalar diyarına gdalana kadar bekler (esneyin) (isim). Ben de senin uykuya dalman için en iyi zamanın hangisi olacağını merak ediyorum; hemen mi yoksa hikaye sona ermeden mi...

Fazlası ile hareketli günlerde çocuklarımız zihinlerini ve vücutlarını bir türlü rahatlatamayıp, uykuya dalmakta zorlanabilirler. Böyle durumlarda benim tekniğim dingin bir müzik, bebe yağı ile yapılan rahatlatıcı bir masaj ve eşlikli meditasyon. Seçtiğim meditasyon hikayesinde genellikle sessiz bir göl, kocaman ve rahat bir kayık, kuş sesleri, su fışırtıları, tek sıra halinde yanımızdan sessizce geçen bir ördek ailesi, bulutsuz masmavi bir gökyüzü ve yüzümüze yaprakların arasından vuran sıcacık güneşin dokunuşu. Arka fonda Spotify'dan Baby Einstein Orchestra for Sleep çalmakta iken mesaj eşliğinde 5 dakika içinde uykuya dalmayacak kimseyi tanımıyorum. Fakat arada bir arkadaşlarımdan bazıları meditasyon hikayesi anlatırken tıkanıp kaldıklarından şikayet ediyorlar, akıllarına yeterince detay gelmediğinden. Tam da bu derde deva olabilecek kitabı biliyorum: Uyumak isteyen tavşan. 

Kitap resmen meditasyon metninden oluşuyor. Anlatıcı olarak sizin göreviniz metni mümkün olduğunca hafif ve kısık bir sesle, yavaş tempo ile okumak ve belirtilen yerlere çocuğunuzun ismini yerleştirmek. Başroldeki tavşan, annesi ve çocuğunuz uyku getiren büyüleri ile ün yapmış olan Esneyen Amca'yı ziyarete gidiyorsunuz. (Ben metne kendimi de ekleyiverdim) Yolda Uykucu Salyangoz ile karşılaşıyorsunuz. Hikayenin içinde cereyan eden dikkat çekici veya heyecanlı olabilecek herhangi bir etken yok. Kitabın tamamı ne kadar yorgun hissettiğimiz, göz kapaklarımızın ne kadar ağırlaştığı, kolumuzu yerinden kaldıramayacak kadar uykumuzun geldiği, esneyip duran karakterler. 


¨Roger uykuya dalacağından emin olduğundan, sana (isim) şimdi, hikaye sona ermeden uykuya dalmanızda sakınca olmadığını söyledi çünkü hikayenin mutlu sonla bittiğini ve ikinizin de uykuya dalacağınızı biliyordu.¨

Kitabın tek probleminin bir iki yerde çağrışımı olumsuz olabilecek tanımlar ve kelimeler kullanmış olması. Kitabı Türkçe çevirisinden okuduğum için orjinalinde de benzer bir durum var mı bilemememekle birlikte, ikinci basımda bu bölümlerin revize edilmesinin uygun olabileceğini düşünüyorum. Bazı kelimelerin ve anlatımların bu kitabın doğasına tam olarak uymuyor. 


¨Bütün vücudunun ağırlaştığını hisset. O kadar ağır ki derinlere düşüyormuş gibi hissediyorsun. Derinlere iniyorsun, iniyorsun, iniyorsun. ¨ : Bu örnekteki derinlere inmek kuşkusuz psikanaliz tekniklerinden esinlenilmiş. Fakat hikaye içindeki tavşan ve gittikleri yol itibarı ile ¨toprağın altını mı kazıyorlar anne?¨ gibi sorulara maruz kalmanıza neden olabiliyor. 


¨Onunla sen artık giderek daha yorgun hissettiniz¨: Yorgunluk, içinde huzursuzluk, ağrı gibi hisleri barındırdığından çağrışımları çok olumlu değil. Roger giderek yoruldu, giderek gevşedi, giderek sakinleşti gibi bir üçlemede yoruldu yerine yavaşladı gibi daha nötr bir kelime kullanılabilir.  


¨Göz kapakların taş gibi ağır, taş gibi ağır, çok, çok ağır¨: bu gibi deyimlere henüz hakim olamayan çocuklar için yine gözlerinin fal taşı gibi açılmasını sağlayan bir anlatım. 

Kitabın bu bölümleri okurken düzenlemeler yapıp, anlatımları daha iç açıcı hale getirecek kelimeler seçmeye çalıştım. Kitap size de eminim birçok farklı fikir verecek ve çocuğunuza göre eklemeler, süslemeler yapmanıza teşvik edecektir. Zira anlatıcıyı ve dinleyiciyi içine çekmek için kullandığı taktikler göreceksiniz sizin de yaratıcılığınızı açığa çıkartacak. Kitabı denerseniz en hızlı kaçıncı sayfa, kaçıncı satırda uykuya ulaştığınızı yazarsanız sevinirim. Merak ediyorum :) 

Hepinize iyi uykular. 

(Dikkat: Kitap, okuyanı da etkin bir şekilde uyutur)

Uyuma öncesi önereceğim en güzel kitap ise Bil Bakalım seni ne kadar seviyorum

Idefix linki BURADA 
2

Monday, January 11, 2016

Bil bakalım seni ne kadar seviyorum/ 2+ yaş

Küçük Tavşan'ın yatma zamanı gelmişti. Söyleyeceklerini iyice duyabilmesi için Büyük tavşan'ın uzun kulaklarını sıkıca tuttu. ¨Bil bakalım seni ne kadar seviyorum?¨diye sordu. 

¨Bil Bakalım seni ne kadar seviyorum¨ kesinlikle uyku öncesi okunacak kitap listemin en tepesinde yer alıyor. O kadar sevgi dolu bir hikaye ki çocuğunuz ne yaşta olursa olsun, kitabı okurken birbirlerinizi ne kadar sevdiğinizi sadece söylemek değil, göstermek için de yanıp tutuşan bir istek duyacağınız garanti. 

Hikayede küçük tavşan ve büyük tavşan pek çok farklı ifade ile birbirlerini ne kadar sevdiklerini defalarca gösterek anlatıyorlar, ta ki küçük tavşan yorgun düşüp uyuyuncaya kadar.  

Bu kitap için fazla bir öneriye gerek yok. Kendinizi rahat bırakın, hikaye size yapmanız gerekenleri gösterecek :)  

    

Kitabın yaş limiti olduğunu düşünmüyorum. Çocuğunuza seçeceğiniz ilk okuma listesinde bulunabilir. Tudem yayınlarından alabilirsiniz. 

Keyifli okumalar.

Uyku öncesi okumak için ideal bir kitap da Uyumak isteyen tavşan 


0